Rhodiapolis

Araştırma tarihi

 1842’de oldukça fazla kalıntıyla karşılaştığını söyleyen Spratt-Forbes ilk bilimsel ziyaretçi olarak bilinmektedir. Petersen -Vonluschan, Kalinka,  Krickl  diğer araştırmacılardandır. 2006 yılında başlayan kazılar Akdeniz Üniversitesinden Doç. Dr. İsa Kızgut başkanlığında sürdürülmektedir.

Adından anlaşıldığı üzere kent, Gagai, Phaselis, Korydalla ve Olympos gibi bir dönem Rodos kolonisi olmuştur. Theopompos’un belirttiğine göre Rhodiapolis adını Mopsos’un kızı Rhodos’tan alır. Ancak sikke ve mezar yazıtlarında karşımıza çıkan “Wedrei (Wedrennehi/Wedrenni)” adının, Rhodiapolis’in koloni öncesi ismi olabileceğini düşündürtmektedir. Bu düşünce henüz kesin olarak kanıtlanmasa da, kentteki kaya mezarlarındaki Likçe yazıtlardan okunan “Wedrei” adı bu olasılığı güçlendirir. Aynı isim Doğu Likya’da İ.Ö 400-360 yıllarında darp edilen sikkelerin yanı sıra Xanthos TL 149-150 nolu yazıtlardan da bilinmektedir. Kentteki kaya mezarları Rhodiapolis’in Dynastik Dönem Likya’sı ile bağlantısını göstermektedir. Adını Hekataios’tan öğrendiğimiz yerleşim Rodoslular tarafından koloni olduktan sonra daha çok gelişmiştir. Bölgedeki tüm kentler Likya Birliği’nin üyesidirler. Rhodiapolis ve Gagai sikkelerinde “Likyalı” oldukları belirtilir. Kentte görülen en erken iz Klasik Likya mezarlarıdır. Helenistik dönem kalıntılarının en belirgin olanı akropol üzerindeki kuledir.  Rhodiapolis’in de denize açıldığı Gagai Likya’nın coğrafyada son GD köşesidir. Kutsal burunla (Hiera Akra yada Gelidonya Burnu) noktalanan köşenin bir yanı Pamfilya Denizi (Mare Pampylium) bir yanı da Likya Denizidir (Mare Lycium). Kumluca’dan yukarı çıkıldığında sırasıyla Korydalla, Rhodiapolis, Kormos, Akalissos, İdebessos ve Kitanaura kentleri dizilir. Korydalla Rhodiapolis’e bağlı küçük bir birimdir. Korydalla’nın neredeyse tüm yapı taşları Hacıveliler, Kumluca, Çalka ve Hızırkahya gibi köylere taşınmıştır. Bu taşlardan birisi Likçe-Yunanca çift dilli yazıtıdır ve bir ev inşaatında kullanılmıştır.

Arkeolojik bilgiler kazı başkanlığına aittir.

Ne Yaptık?

Proje, Restorasyon ve konservasyon

-Stoa

-Asklepion

-Tiyatro

-Kilise

-Anıt mezar

Başlangıç - Bitiş

2008 – Devam Ediyor

Şehir

Antalya

2012

ANIT MEZAR

Yapı toplamda 90.4m2’lik bir alana inşa edilmiştir. İki adet kare formlu mekandan oluşmaktadır. Bu mezar odalarının kuzeydoğuda yer alanı büyük, günaybatı yönünde yer alanı ise daha küçüktür. Büyük kare formlu mezar odası 33.8m2’dir ve mekanın girişi güneydoğu cephesindendir. İçeride güneybatı ve kuzeybatı duvarlarında ikişer adet, kuzeydoğu duvarında ise üç adet niş bulunmaktadır.

Nişler tuğla kemer açıklıklarla geçilmiş fakat bu kemerler bazıları tamamen bazıları ise kısmen yok olmuştur. Güneybatı ve kuzeybatı duvarları önünde zeminden yaklaşık 90-95cm yükseklikte, taş duvarla oluşturulmuş içi boş hazneler bulunmaktadır. Güneybatı yönünde bulunan küçük kare formlu mekan ise 9.7m2’dir. Bu mekanın girişi de kuzeydoğu yönündendir ve bu mekan içerisinde başka bir açıklık bulunmamaktadır. Yani bu iki kare mekan arasında bir geçiş söz konusu değildir. Kuzeydoğu cephesindeki duvarlar neredeyse zemine kadar yok olmuşken kuzeybatı cephesindeki duvarlar üst örtü hakkında bilgi verecek durumdadır. Her iki birimde de kuzeybatı duvarlarında beşik tonoz izlerini görmek mümkündür. Kuzeydoğu mekanda tonoz güneydoğu-kuzeybatı doğrultusunda uzanırken güneybatı mekanında tonoz kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanmaktadır. Kuzeybatı cephesi dışarıda tamamen, güneybatı ve kuzeydoğu cepheleri ise büyük oranda toprak altındadır.  Yapının kemerleri dışında tüm duvarlarında çoğunlukla dikdörtgen forma yakın moloz taş kullanılmıştır. Kapı açıklıklarında blok taşlar kullanılmıştır. Ayrıca yer yer zeminde de blok taşlar bulunmaktadır.

Yapı içinde nişlerin üzeri beşik kemerle geçilmiş ve beşik kemerler yapımında tuğla kullanılmıştır. Ayrıca üst örtüye dair kalan parçalara dayanarak üst örtüde de tuğla kullanıldığını söylemek mümkündür. Moloz taş örgüsünün bulunduğu yerlerde ve tuğla kısımlarda kireç harç kullanımı vardır.Mevcut durumuna bakıldığında yapının yığma teknikle yapıldığı, niş açıklıklarında ve üst örtülerde tuğla kullanıldığı gözlemlenmektedir. Duvarlar tamamen moloz taştan düzgün bir duvar örgüsü ile oluşturulmuştur. Bağlayıcı olarak ise kireç harcı kullanılmıştır. Kapı açıklıklarında ve yer yer zemin döşemesinde blok taşlar görülmektedir.   Yapının üst örtüsü tamamen kaybolduğu için üst kodlarda duvar kayıpları oluşmuştur. Ayrıca duvar içindeki nişlerin kemer tuğlaları kısmen ya da tamamen yok olduğu için bu bölgelerde de moloz taşlarda kayıplar oluşmuştur. Nişlerin kemerlerinin deforme olması yük aktarımının doğru biçimde yapılmasını engellemiş, bu da nişler içerisinde derin çatlaklara sebep olmuştur. Üst örtü bulunmaması yapının iklim olaylarına doğrudan maruz kalmasına sebep olmuştur. Yağmur, rüzgar gibi etkenler derzlerde boşalmalara sebep olmuştur. Ayrıca duvarlar üzerinde bitkisel oluşumlar gözlemlenmektedir.  Rölöve çalışmaları Temmuz- Ağustos 2011’de yapılmıştır. Ölçümler su terazisi, çırpı ipi ve şerit metre kullanılarak geleneksel methodla yapılmıştır. Arazi çalışmaları sırasında gözle görülebilen bozulmalar, analizlere yardımcı olması amacı ile not edilmiş ve fotoğrafları çekilerek kaydedilmiştir. Ölçüm işlemleri tamamlandıktan sonra ofis çalışmasına geçilmiş, elde edilen ölçüler CAD ortamına aktarılarak çizime dönüştürülmüştür. Duvarlar üzerinde, mikrobiyolojik oluşumlardan ve farklı etkenlerden kaynaklı renk değişimlerini ve tabakaları kaldırmak için mekanik temizlik yapılacaktır. Ayrıca duvar üzerinde yetişmiş bitkiler de temizlenmiştir. Duvarlarda yer alan çatlaklara harç enjeksiyonu yapılmış, Boşalmış derzlere ise derz dolgusu yapılarak sağlamlaştırılmıştır. Duvar kayıplarını önlemek amacıyla bütün duvarların üzerine capping uygulaması yapılmıştır. Bir kısmı kaybolmuş kemerlerin tamamlanması için özgün tuğla boyutlarına uygun boyutlarda tuğla imal edilerek kemerler tamamlanmıştır. Duvar kayıplarının devamını engellemek için yapısal olarak kritik bölgelerde uygun malzeme ve teknikle duvar tamamlamaları yapılmıştır.

Başlıngıç Yılı: 2011

Bitiş:2012

TİYATRO

Rhodiapolis  tiyatrosunun  tamamlanan proje çalışmalarının uygulanması  arkeolojik alanlarda yapılmakta olan genel uygulamaların dışında planlanmış ve uygulamaya konulmuştur. Bu kapsamda hazırlanan restorasyon uygulama programında tiyatro analemma duvarları, sahne binası, oturma sıraları restorasyon ve konservasyon süreçleri ve içerikleri tanımlanmıştır. Tiyatro batı analemma duvarı restorasyonu öncelikli olarak değerlendirilmiş ve statik nedenler ve tiyatro restorasyonunun bütünündeki yeri nedeni ile batı analemma duvarından başlanılmasına karar verilmiştir. Batı analemma duvarı rölöve projesinde ve alanda mevcut durumu ile irdelendiğinde statik olarak tehlikeli bir durumda bulunduğu görülmektedir. Bir bölümü yıkılmış, 11 sıra duvar örgüsü deformasyona uğrayan yapı malzemesi ile mevcuttur. Duvarın  üst sıralarının yıkılmasına bağlı oturma sıralarında da kayıplar oluşmuştur.  Mevcut durum değerlendirildiğinde zeminden 3 sıra kalacak şekilde yukardan aşağıya numaralandırılarak demontaj yapılması ve 3. Sıradan başlayarak kenet, dolgular  ve deformasyona uğramış blokların yenilenmesi ile uygulamanın tamamlanması tanımlanmıştır. Uygulama öncesi alanda düzenlemeler yapılmış,  orkestra ve batı analemma duvarı önünde bulunan stoa ve diğer yapılara ait mimari parçalar uygun noktalara taşınmış,  alan tabanında toprak ve çakıl dolgular yapılarak düzgün bir hareket alanı oluşturulmuştur. Mevcut durum çok yönlü fotoğraf çekimleri ve uygulamaya yönelik detay çizimlerinin hazırlanması, mevcut analemma bloklarının numaralandırılmasından sonra dolgu alan ile birlikte duvar sıralarının demontajına başlanmıştır.

Zemin kodundan yukarıya doğru A-B-C-D-E-F-G-J-H-I ,  stoa duvarından orkestra yönünde  1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12,13,14  numaralandırma yapılan bloklar  stoa duvarı önüne ve orkestra içine alınmıştır.  Dolgu alanın şevli bölümü alınması ve duvar örgü koduna ulaşılması sürecinde diazoma kodundan 1.50 m aşağı inildiğinde çokgen blok taşlardan bir düzleme ulaşılmıştır. Fotoğraf ve çizimleri tamamlanan düzlemin analemma duvarı yönündeki bir sırası demonte edilmiş ve dolgu alanın alınmasına devam edilmiştir.  PI duvar koduna  kadar toprak ve tas karışık dolgu alanın temizliği tamamlandığında  kaba yonu blok taslardan bir düzlemeye daha  ulaşılmıştır. Fotoğraf ve çizimleri yapıldıktan sonra bir bölümü sökülerek duvarın alınması işlemine devam edilmiştir.  Üst seviyede gördüğümüz birinci platform ile aradaki kod farkı -120 cm.dir.  Alt seviyedeki platformu olusturan bloklar üsttekine göre daha biçimsiz, net bir karakter vermemektedir, genel olarak kaba yonu, alt yüzeyleri  biçimsizdir. Duvar bloklarının alınmasında  her bir blok için mevcut durum tespiti gerçekleştirilmiş, tekrar kullanılabilecek olanlar dışında yeni blok olması zorunlu olanlar belirlenmiş ve bölgedeki taş ocaklarından alınan örnekler ile karşılaştırılan duvar bloklarına en yakın demre vadi bölgesinde çıkartılan lymra kireç taşının kullanılabileceğine karar verilmiştir. Duvar ve oturma sıraları altındaki dolgu bir karakter göstermemektedir. Harçsız irili ufaklı düzensiz moloz taş ve toprak dolgu  genel özelliğidir. Dolgunun  PF ve PG kodunda   moloz boyutlarının küçüldüğü  toprak dolgunun arttığı görülür.  PE kodunda  dolgu oldukça küçük molozlardan oluşmaktadır.  Bu alanda kullanılan  moloz  tiyatronun oturtulduğu  tepelik alanın açılması sürecinde çıkan atıklar olmalıdır. Molozlar killi kayaç  olan ana kaya kütlesiyle benzerdir. PE kodu 4 nolu blok arkasında lokal kireç harç  görülmüştür. Alanın genelinde mevcut değildir. PD kodunda  dolgu genel olarak moloz taslardan ve  Lokal olarak harç vardır. Ancak bu harçlı yapı alanın tamamında görülmemiştir. Tiyatronun oturtulduğu  alanın kayaç yapısı cok parçalı killi ve  ve kompakt yapıda değildir. Kayaç yapısı incelendiğinde kütle içinde geniş boşluklar görülmektedir.  PC  kodunda sona erecek olan demontaj işlemi, dolgu alanın ve duvar  bloklarının yapısal özelliği nedeni ile sona erememiştir. Süreç ve program tamamen değişmiştir. Kullanılan blokların derinlikleri oldukça dar  ve dolgu  ise atık şeklindedir. Duvar örgüsünü güçlendirmek için kullanılmış olan ara ara daha derin bloklar duvarın dışa doğru yatmasını ve zemine doğru çökmesinde engel  olamamıştır. PC  kodunda bloklar ile ana kaya kütlesi arasında çok dar bir alanda kullanılan atık moloz ve toprak dolgu, teknik olarak analemma duvarının yeniden  kurulmasına engeldir.   Tek sıra ve derinlikleri genel olarak 40 – 50 cm olan analemma duvarının blok taşları şaşkınlık ve dehşete düşmemize yetmiştir. PI seviyesine kadar günümüze bir şekilde ulaşabilmesi önündeki dolgu nedeni ile olmalıdır. Analemma duvarının bu sartlarda  ve PC kodu üzerinde yükselemeyeceği açıkça görülmüş ve kesinlikle  PA koduna kadar demontajın sürmesi zorunluğu doğmuştur.   Dolgu ve duvar blokların alınması işlemine devam edilmiş ve  PC 2 nolu blok arakasında lokal  horasan harç görülmüştür. PB kodunda  PC koduyla benzer dolgu ve blok taş kullanımı görülmüştür. PA kodunda  dolgu ve duvar önünde   temel bilgisi için küçük sondajlar yapılmıştır. Ancak detaylı  ve özenli bir yapılanma  görülmemektedir. Analemma duvarında gelinen son durum  önceki uygulamalarda gerçekleştirildiği gibi Rölöve Müdürlüğü yetkililerince paylaşılmış, görüşleri alınmış  ve oluşan çözüm kararına bağlı olarak   PA kodu  blokların  demontajı  gerçekleştirilmiştir.

PA kodunda kullanılan blokların  çok parçalı ve yanmış olduğu, oturtulduğu alanın sadece tesviye edildiği görülür.    PA 11- 12-13 nolu blokların altında dar bir blokaj yapılmıştır. Tiyatro Anelamma duvarı  tiyatro oturma sıralarının altında da devam eden Killi Kayaç  üzerine oturtulmuş ve bu kodda kullanılan blokların 30-50 cm derinlikte  30-40 cm genişlikte olması duvarın diğer  alanlarındaki kötü malzeme ve  kötü işçilikle birleşmesi sonucunda kaçınılmaz sonunu doğurmuştur.  Kullanılan blokların yetersizliği, zeminin  sağlam olmaması nedeni ile PA kodunda 1 ve 13,14, nolu bloklar sabit tutularak diğerleri demonte edilmiştir.   PA kodu altında  100 cm tabana inilmiş,  duvar dışından içeriye dolgu 200 cm alınmıştır.  Hazırlanan yatak alanı tabanın da   moloz taş ve harçlı blokaj yapılmış ve  üzerine 150x150x60 cm ölçülerinde  yaklaşık herbiri  4 tonluk  8 adet blok yerleştirilmiştir. Yapılan zemin hazırlığı analemma duvarının sağlam bir tabana oturmasını sağlamıştır. Zemin kodunda kullanılan  ve PA kodu altında kalacak olan herbiri 4 ton ağırlığındaki bloklar ayrıca birbirlerine epoksi fiber bar kullanılarak bağlanmış ve kenetlenmiştir. PA koduna ait bloklardan kullanılmasında sakınca bulunmayan iyi durumda olan blok taşlar hazırlanan zemin üzerinde ayrı ayrı alıştırılarak yerleştirilmiştir. Başlangıçta mevcut kodunda korunan PA 1, 13 ve 14 nolu bloklara bağlı olarak diğer  bloklar konumlandırılmıştır. Ayrıca hazırladığımız zemin üzerinde kullanılacak yeni analemma bloklarının derinlikleri fazla tutularak daha geniş bir yayılım alanı oluşturulmuştur. Buda zeminden itibaren birbirini destekler ve tamamlar sekilde uygulanmıştır. PA kodundaki duvar bloklarının montajı tamamlanırken duvar gerisinde uygulanacak dolgu ve su   yalıtımı için düzenlemeler yapılmıştır. Ana kaya kütlesi ile dolgu arasında harçsız moloz taş bir alan oluşturulmuş, ayrıca geotekstıl kullanılarak ana kaya kütlesinden oluşacak akıntının su sirkülasyonu için oluşturulan harçsız dolgu alanına zarar vermesi önlenmiştir.  PA kodunda yerlerine konulan ve montajı tamamlanan blokların gerisinde ayrıca zeminde kullanılan blok taslara  20 mm nikel krom monte edilmiş, PA kodu bloklarından da yine nikel kromlar kullanılarak kenetler yapılmıştır.  PB kodu blokları tamamlanan  PA kodu gerisindeki dolgunun tamamlanmasından sonra monte edilmiş aynı şekilde bloklar epoksı fıber bar kullanılarak bir birlerine ayrıca PA bloklarına bağlanmıştır.  PB kodunda kullanılan dolguda büyük taşlar kullanılmış ve bu taşlar ile PB blokları da  epoksi fiber bar kullanılarak  kenetlenmiştir. PA kodundaki uygulanan yöntem PB PC PD PE PF PG ve diğer   kodlarda da  sürdürülmüştür.  Demonte edilen duvar blokları yerlerine konulmadan önce yüzey temizlikleri yapılmış, kırık olanlar epoksi ve fiber bar kullanılarak birleştirilmiş, dolgu gerektiren alanlarda epoksi dolgular yapılmıştır.   PA dan PG  koduna kadar mevcut blokların kullanımı sağlanmaya çalışılmıştır. 2011 yılında başlayan restorasyon ve konservasyon çalışmaları farklı takvimlerde sürdürülmüş ve 2012 yılı mayıs ayında analemma duvarı tamamlanmış ayrıca sahne binası tonozları blok kaplama için hazır hale getirilmiştir.

Opramoas Stoası:

Opramoas Tapınak Mezarı’nın güney ve batısında uzanır. Ön tarafı iki katlı stoanın ikinci katından oluşur. Yan, uzun kolu ise Opramoas terasının G köşesinden tiyatronun batı köşesine kadar uzanıp analemma duvarıyla birleşir. Skene binası ile aralarında 12,35×11,65m ölçülerinde bir alan kalır. Bu alan hem tiyatronun batı paradosu ve analemması önü açısından tiyatro ile hem sahne binası ve Opramoas Mezarı arasında kalan ara alan açısından hem de batı analemma köşesiyle birleşen yapısallığı nedeniyle Opramoas Stoası ile bağlantılı ve ilgilidir. Orkestra zemini baz alındığında bu alanda 6 m’den fazla yükseklikte dolgu kazılmıştır. Toplam 45m uzunluğunda ve hafif iç bükey uzayan Opramoas Stoası’nın, kireç ocağının kuzeyinde kalan, analemmayla birleşen 12.34m uzunluğundaki bölümü G tarafa göre daha çok korunmuştur. Buna göre portikonun genişliği, stylobatın dışından itibaren 4.54m’dir. Tüm stoada bu genişlik 4.5m civarında değişmektedir. Zemininde, mermer-taş levhalar ya da mozaik gibi herhangi özel bir kaplama malzemesine rastlanmamıştır. Stoa zemini sıkıştırılmış toprak gibi görünmektedir. Stoa duvarı boyunca çok standart olmayan ölçülerde 8 adet niş açılıdır. Girintileri dikdörtgen ve yarım yuvarlak formlarda değişerek yerleştirilmiştir. Dikdörtgen kesitli nişlerin üst yapıları tuğladan düz kemerli örülmüş, yarım yuvarlak kesitli olanların üst örtüsü ise yarım kubbe formunda yapılmıştır. Bu formlar birer değişerek uygulanmıştır. Yükseklikleri yaklaşık 2.35m., genişlikleri 1.10m’dir. Örgüsünde düzgün moloz taş ve kireç harcı kullanılmıştır. Stoanın kuzey kesiminde nişlerin alt seviyesindeki duvarlarda ele geçen insitu kalıntıdan anlaşıldığına göre duvarın tamamı kireç harcından sıvalı ve üstü ince mermer plakalarla kaplıdır. İnsitu olarak ele geçen pilasterden 1.74m sonra ilk sütun altlığı yerleştirilmiştir. 0,67.5m  genişliğindeki altlık kaidesinin üzerinde, 0.57,5m çapında sütun altlığı vardır. İnsitu olarak ilkinin 1.66m sonrasında ele geçen ikinci sütun altlığı da aynı ölçülerde ve formdadır. Diğer altlıklar tüm stoa boyunca yok edilmiştir. Yerinde ele geçen bir sütun ya da parçası bulunmamaktadır. Ancak stoanın karşısında sahne binasının batı duvarı önünde çekilen geç dönem set duvarında kullanılan granit sütun parçalarından 4 adet bulunmuştur. Çok kalın bir katman halinde –zemine yaklaşık 1.50m kala- yoğun çatı kiremitleri özellikle analemma önünde ancak stoa boyunca ortaya çıkmıştır. Bu seviyede ve kiremitlerin bulunduğu alanda kalın bir yangın katmanı bulunmuştur. Bazı yerlerde çatı kiremitleri orijinal düşüşlerinde değil bir araya atılmış-toplanmış gibidir. Kireç ocağı atıkları da bu alanda yığılmış gibi bir izlenim vermektedir. Kiremit katmanının altındaki son 1m’lik katmanda analemma önünde bezemeli mimari parçalar ortaya çıkmıştır. Bu alanda arşitrav ve friz parçaları yanında başlık parçaları da vardır. Bu parçalardan yeterince anlaşıldığı kadarıyla başlıklar oldukça nitelikli İon başlıklarıdır. Başlıkların üstünde yalın silmeli arşitrav blokları gelmektedir. Bunlardan da parçalar bulunmuştur. Stoa tavanını, kiremit kaplı ahşap bir çatı örtmektedir. Bulunan yüzlerce küçük çatı kiremidi parçaları ve çok sayıda ve çeşitte, değişik boylarda metal çiviler bu ahşap çatıya aittir. Bu kazı alanının sahne binasının batı yüzüne, dar bir yol bırakıldıktan sonra paralel uzayan bir set duvarı ortaya çıkmıştır. 0.50m arasında değişen yükseklikteki set duvarı batı yanda kalan ocak artıklarının sahne binası yanından tiyatroya girişin dolmaması için yapıldığı düşünülebilir. Duvarda büyük bezemeli mimari bloklar ve stoaya ait büyük granit sütun parçaları kullanılmıştır.

Stoa duvarının yapımında kullanılan moloz tas, kireç harçı ve tuğla malzeme de yapısal sorunlara bağlı, kullanım dışı kalma yada farklı kullanım sekli ve doğal süreçler nedeniyle yıkımlar ve malzeme kayıpları oluşmuştur. Duvarın bazı bölümlerinde tamamen yıkılma, niş olarak düzenlenmiş alanlarda kullanılan kemer ve istiridye kabuğu formuna ait tuğla yapı malzemesinin büyük bölümünün olmadığı görülmektedir. Duvar örgüsünde kullanılan kireç harcın, derz aralarında boşaldığı ve bu nedenle küçük boyutlu duvar örgü malzemesinin yapıdan ayrıldığı görülür. Derzlerdeki harç malzeme kaybının bu denli yüksek olması, batı analemma duvarına yakın alanda bir bölümü mevcut olan fakat tüm stoa duvarında olması gereken sıva ve kaplama malzemesinin yok olması derz boşalmalarının daha fazla olması sonucunu doğurmuştur.  Duvar yüzeylerinde mekanik temizlik yapılarak bitki oluşumlarından arındırılmış, harç özelliğini kaybetmiş dolgular duvar yüzeylerinden temizlenmiştir. Düşük basınçlı su kullanılarak tüm yüzeylerin temizliği yapılmış ve dolgu, tamamlama vb. uygulamalara hazır hale getirilmiştir. Restorasyon projesinde bağlı olarak, duvarın tamamen yıkılmış bölümleri kireç harç ve moloz taş kullanılarak örülmüştür. Mevcut duvar örgüsünden ayrımı belirginleştirmek için seramik kırıklarından hatlar yapılmıştır. Mevcut duvarların olduğu gibi korunmasına özen gösterilmiş, statik olarak yapılan sağlamlaştırmalar duvar içlerinden gerçekleştirilmiştir. Çatlak ve derin boşluklarda hazırlanan enjeksiyon harcı ile dolgu ve sağlamlaştırma yapılmıştır.   Stoa nişleri ölçü olarak birliktelik göstermemektedir. Her niş mevcut boyutlarına bağlı olarak değerlendirilmiştir. Nişlerin kemer ve istiridye kabuğu formunda tuğla kullanılmıştır, ancak çok az parçası korunmuştur.  Nişlerin üst bölümlerinin tamamlanması için aynı ölçü ve benzer dokuda tuğlalar temin edilmiş, hazırlanan ahşap kalıplar nişler içine mevcut forma bağlı kalınarak monte edilmiş,  var olan tuğlalara yeni tuğla malzeme ile tamamlamalar yapılmıştır. Çatı kodunda daralan stoa duvarında yer yer destekleyici tamamlamalar yapılmış, tamamının yeniden oluşturulmasına gidilmemiştir. Duvar ve nişlerdeki tamamlamalardan sonra, duvar alanı üst bölümünde keeping uygulanmış, duvar yüzeylerinde hazırlanan uygun renkteki kireç harcı ile derzler tamamlanmıştır.

Başlıngıç Yılı: 2011

Bitiş:2012

2011

RHODIAPOLIS KILISESI KONSERVASYON VE RESTORASYONU

Kilise mozaikleri restorasyon ve konservasyonu kazısı tamamlanan alanda  gerçekleştirilmiştir. Kuzey-güney nefleri  taban mozaikleri   restorasyon ve konservasyon  öncesinde  belgelenmiş ,  uygulama yöntemi tanımlaması yapılmıştır. Elimize ulaşan parçalara göre, mozaik  5 farklı renkte ve değişken ölçülerde(  yaklaşık 1.2×1.2cm) tesseralardan oluşturulmuş,  stilize bitkisel, geometrik  betimler  işlenmiştir.   Kullanılan tesseralar  beyaz- siyah, sarı, kırmızı, mavi taşlardan  elde edilmiştir. Mozaik kesiti incelendiğinde, taş parçalarından dolgu(statumen) tabakası üzerinde 2-4 cm kalınlığında bir harç tabakası( rudus) ve 1-2 cm kalınlığında daha küçük agregalı bir harç tabakası ( nucleus),  en üst katmanda yatak harcı ve tesseralar yer almaktadır. Harç katmanlarında kullanılan malzeme kireç, kum,    az miktarda tuğla tozu ve tuğla kırığından oluşmaktadır. Yatak harcında daha ince agregalı ve daha fazla kireç kullanılmıştır.   Kuzey nef taban mozaikleri  iyi durumda ele geçmiştir. Küçük alanlarda tahrip olmuştur.

Yeryer  harç dolgularında boşluklar tespit edilmiş, yapı duvarlarına yakın bölümlerde yoğun kalker oluştuğu görülmüştür. kuzey  nef mozaikleri yapısal olarak iyi durumda bulunmaktadır. Yer yer çökme nedeni ile çatlak ve boşluklar oluşmuştur. Bu bölümlerde tesseralar  dökülmüştür.  Tesseraların olmadığı alanlarda,  statumen ve rudus katmanları görülmektedir. Çökme ve tessera kaybı olan bölümlerde    tessera ve yatak harcı arasında bağlantı kopukluğu dışında, diğer katmanlar arasında benzer kopmaların ayrılmalar ve katmanlar arası boşluklar oluşmuştur.  Çökmeler  yüzeyde engebeli bir doku görüntüsü oluşturmaktadır.  Bitkilerin mozaik alanları içinde büyümesi ve yatak harcı içinde dolgu harcı altına kadar ulaşan kökleri nedeni ile parçalanma ve kopmalara neden olmuştur. Mozaik yüzeyinde  kirlenme, yer yer kalker oluşumu görülür.  Kazı çalışmaları sonrasında, açılan alanlarda yapılan temizlik sonrasında, yukarıda tanımlanan durum tespiti belgelenmiş, uygulama yöntemi ve tekniğine karar verilmiştir.  Mevcut durumu ile korunması planlanan mozaik alanda, toprak vb kalıntılar temizlenmiş,  dolgu harcı ve taş blokaj arasındaki boşalmalar ve bozulmalar için akrilik reçine ile hazırlanan enjeksiyon harçları kullanılarak sağlamlaştırma ve dolgu işlemleri  yapılmış, yatak hacından tamamen kopmuş tesseralar, hazırlanan  hidrolik kireç harçları ile mevcut yerlerinde kullanılmış, tessera aralarındaki boşluklarda da benzer harçlar hazırlanarak,  detay temizliklerle eş zamanlı uygulanmıştır. Temizlik uygulaması sonrasında yüzey koruyucu uygulanmış ve alanın üzeri geotekstil ile kapatılmıştır.

 Kilise  duvarlarında

Alandaki diğer yapılar gibi  bu alandaki yapı duvarları kullanım süreci, doğal nedenlerle bağlı   bozulma ve yapısal kayıplar oluşmuştur. Moloz taş ve kireç harç kullanılarak inşa edilmiş duvar örgülerinin dış etkenlere açık olması, su  ve suyun neden olduğu olumsuz sonuçları doğurmuştur. Tanımlanan bozulma nedenlerini sonlandırmak ve mevcut mimari dokuyu korumak amacı proje ve program dahilinde ki  duvar yüzeylerinde oluşmuş  bitki ve yosun oluşumları mekanik olarak temizlenmiştir. Yukarda temel bozulma nedeni olarak belirtiğimiz su probleminin  sona erdirilmesi için gerekli olan uygun konservasyon harçı ile dolgu, tamamlama ve keeping  uygulanmıştır.

Başlıngıç Yılı: 2009

Bitiş:2011

TİYATRO – STOA

2010

ASKLEPİON

Alandaki diğer yapılar gibi  bu alandaki yapı duvarları kullanım süreci, doğal nedenlerle bağlı   bozulma ve yapısal kayıplar oluşmuştur. Moloz taş ve kireç harç kullanılarak inşa edilmiş duvar örgülerinin dış etkenlere açık olması, su  ve suyun neden olduğu olumsuz sonuçları doğurmuştur. Tanımlanan bozulma nedenlerini sonlandırmak ve mevcut mimari dokuyu korumak amacı proje ve program dahilindeki  duvar yüzeylerinde oluşmuş  bitki ve yosun oluşumları mekanik olarak temizlenmiştir. Yukarda temel bozulma nedeni olarak belirtiğimiz su probleminin  sona erdirilmesi için gerekli olan uygun konservasyon harçı ile dolgu ,tamamlama ve keeping  uygulanmıştır.

Başlıngıç Yılı: 2010

Bitiş:2010

KİLİSE

RHODIAPOLIS STOA MOZAIKLERI KONSERVASYON VE RESTORASYONU:

  2008  yılında başlanılan ve üç kazı sezonu sürdürülen stoa mozaikleri konservasonu alanın belgelenmesi , yöntem tanımlaması yapılması ve uygulanması sürecinde gerçekleştirilmiştir.  Elimize ulaşan parçalara göre, mozaik  üç farklı renkte ve değişken ölçülerde(  yaklaşık 1.2×1.2cm) tesseralardan oluşturulmuş,  stilize bitkisel ,geometrik betimlemeler işlenmiştir. Kenar alanlarda, beyaz zemin üzerine kıvrık dal motifli bir bordür dolaşmaktadır.  Üçgenlerden oluşan benzer bir bordür de, üç renk tessera kullanılarak dış bordüre paralel alan çevresinde işlenmiştir. Üç renk tessera kullanılarak, geometrik formlar oluşturulmuştur.  Kullanılan tesseralar  beyaz-kireç taşı,  siyah ve  pembe  mermerden elde edilmiştir.

Mozaik kesiti incelendiğinde, taş parçalarından dolgu(statumen) tabakası üzerinde 3-4 cm kalınlığında bir harç tabakası( rudus) ve 1-2 cm kalınlığında daha küçük agregalı bir harç tabakası ( nucleus) yeralmaktadır. Ancak bu tabakanın ayrımı oldukça zordur, bu harç katmanı rudusla birlikte de düşünülebilir. En üst katmanda yatak harcı ve tesseralar yer almaktadır. Harç katmanlarında kullanılan malzeme kireç, kum,   tuğla tozu ve tuğla kırığından oluşmaktadır. Yatak harcında daha ince agregalı ve daha fazla kireç kullanılmıştır.   Mozaik alanının çok fazla tahrip olması nedeni ile sahne düzenlemesi ile ilgili kesin bir tanım yapmak zordur. Tessalatum  tabakasıyla dolgu  harcı , yatak harcı arasındaki bağlantının genel olarak kaybolduğu görülür. Ayrıca alanın genelinde çökmeler nedeni ile geniş çatlak ve boşluklar oluşmuştur. Rölöve de görülen alanlar dışındaki tesseralar tamamen dökülmüş, mevcut olanlarda üzerlerine düşen bloklar ve bitkiler nedeni ile ağır hasarlar oluşmuştur. Tesseraların olmadığı alanlarda,  statumen ve rudus katmanları görülmektedir. Mozaik alanında sadece tessera ve yatak harcı arasında bağlantı kopukluğu olmadığı, diğer katmanlar arasında benzer kopmaların ayrılmaların ve katmanlar arası boşlukların oluştuğu  görülür. Tamamen dağılan bölüm dışında, mevcut konumlarında yer alan tesseralı alanlarda, yer yer 10 cm ye ulaşan çökmeler ve yüzeyde engebeli bir doku görüntüsü oluşmuştur. Bu çöküntülerin oluşmasında, mimari blokların alan üzerine yıkılmış olması etkili olmuştur. Diğer bir olumsuzluk, bitkilerin mozaik alanları içinde büyümesi ve yatak harcı içinde dolgu harcı altına kadar ulaşan köklerin nedeni ile parçalanma ve kopmalar neden olmuştur.

Tessera olarak tercih edilen malzeme nedeni ile özellikle, beyaz tesseralarda kopma, kırılmalar yüzeysel aşınmalar oluşmuştur. Mozaik alanın uzun süre toprak altında kalması nedeni ile yüzey kirlenmesi, yer yer kalker oluşumu görülür.  Batı duvarına paralel kuzeye doğru bazı bölümlerde, yangın nedeni ile tessera yüzeylerinde  yanma ve kararmalar olmuştur.

Kazı çalışmaları sonrasında, açılan alanlarda yapılan temizlik sonrasında, yukarıda tanımlanan durum tespiti belgelenmiş, uygulama yöntemi ve tekniğine karar verilmiştir.  Mevcut durumu ile korunması planlanan mozaik alanda, toprak vb kalıntılar temizlenmiş,  dolgu harcı ve taş blokaj arasındaki boşalmalar ve bozulmalar için sağlamlaştırma ve dolgu işlemleri  yapılmış, yatak hacından tamamen kopmuş tesseralar, mevcut yerlerinde kullanılmış, tessera aralarındaki boşluklar da benzer harçlar hazırlanarak,  detay temizliklerle eş zamanlı uygulanmıştır. Tamamlama yapılmayan bölümlerde, harç dolgular kullanılmıştır.  Temizlik ve sağlamlaştırmadan sonra tüm yüzeylerde koruyucu  uygulanmıştır.  Alan açık halde korunamayacağı için, tüm alan geotekstil ile kapatılarak üzerine 3-4 cm kalınlığında pozzalana serilmiştir.

Başlıngıç Yılı: 2008

Bitiş:2010

2009

KİLİSE, MOZAİK, FRESK, DUVAR

STOA

2008

STOA

Benzer Uygulamalar

Konu Yazıları